​Syringomyeli omurilik içinde bir kist olması demektir. Bunun bir diğer adı da “hidromyeli” dir. Siringomyeli, kimi zaman tesadüfi olarak çekilen MR görüntülerinde görülür ve sadece zaman içinde büyüyecek mi diye de beyin cerrahı tarafından takip edilir. Çünkü bu kistlerin aslında bir omurilik tümörü ile birlikte oldukları, bazen ancak zaman içinde ortaya çıkabilmektedir.

Bazen de özellikle kol ve omuzlarda belirgin uyuşukluk ile seyreden daha ağır yakınmalara yol açıp bulunabilen en iyi beyin cerrahı tarafından ameliyatla tedavi edilmeleri gerekebilir. Bu kistlerin cerrahi tedavisi Ankara beyin cerrahi camiasında da kistin açılıp, şant diye adlandırılan ince bir borucuk yardımı ile boşaltılmasından ibaret olsa da; söz konusu ameliyatlardan sonra ortaya çıkabilecek felç ve benzeri sorunları göz önüne alarak, deneyimli bir beyin cerrahı tarafından yapılmasını tercih etmekte büyük yarar var.

Halk arasındaki “boyunda kireçlenme” tabiri, doktorların gözüyle yeni kemik oluşumları veya tıbbi tabiri ile “osteofit”, “epin” lerdir. Peki niye ortaya çıkar bu kemik oluşumları? Bunlar omurgalar arasındaki aşırı hareketliliğin, tıbbi adı ile “instabilite”nin ortaya çıkardığı ağrıya, doğanın bulduğu bir çözümdür. Yani doğa modern tıbbın vida ve çubuklarla kemikleri kaynatmasına, yani beyin cerrahı Ankara şehrinde olsa da onların arasındaki deyimiyle “füzyon”, “enstrümentasyon”, halk arasındaki deyimiyle “platin ameliyatı”na benzer bir çözüm bulmaya çalışmaktadır. Kimi zaman vücuttaki kalsiyum oranını ayarlayan sistemlerin bozulmasıyla da, benzer aşırı kemikleşmeler ortaya çıkabilir.

Ancak bu yeni kemik oluşumları sinirleri sıkıştırarak “kanal daralması”, “spinal stenoz” ya da “boyun fıtığı”na benzer yakınmaları da ortaya çıkarabilmektedir. Sonuçta bu kemiklerin temizlenmesinden, yani boyun fıtığı ameliyatı yapılmasından başka bir çare bulunmamaktadır. Tabii ki yapılması gereken ameliyat kimi zaman basit ve tehlikesiz kapalı ameliyatlardan, kimi zaman açık ve karmaşık ameliyatlara kadar değişebilmekte; yani hastaya platin ameliyatı yapılması da gerekebilmektedir.

“Myelopati” diye bir kelime duymuş olabilirsiniz. Keşke duymasaydınız tabii. Çünkü “myelopati” kelimesi “omurilik hasarı” anlamına gelir. Yani beyinden çıkıp, boyundan geçerek tüm vücuda giden ve kollarımızı, bacaklarımızı hareket ettirmemizi, büyük abdestimizi ve çişimizi tutabilmemizi sağlayan sinirlerin oluşturduğu omurilik zarar görmüş demektir. Söz konusu hasar MR (manyetik rezonans) görüntülerinde saptanabileceği gibi, kol ve bacaklardan yapılan MEP (motor uyarılmış potansiyeller), SEP (duyusal uyarılmış potansiyeller), EMG (eletromyografi), ENMG (elektonöromyografi) gibi elektriksel ölçümlerde de ortaya çıkabilir.

Hemen önlem alınması, gerekiyorsa acilen ameliyat yapılması şarttır. Amaç, mümkün olduğunca mevcut hasarın düzeltilmesi, en azından söz konusu hasarın ilerleyip hastayı geri dönüşü olmayan bir şekilde felç etmesini; veya çişini-büyük abdestini tutamaz bir hale getirip hayat kalitesinin iyice düşmesini önlemektir.

Giderek gelişen sağlık hizmetlerine ve araç-trafik güvenlik önlemlerine bağlı olarak trafik kazalarında ölümler azalsa da, taşıt araçlarının hızlarının giderek artması ancak hava yastıklarının zorunlu hale gelmemiş olması sonucunda; özellikle boyun kırıklarında bir artma ortaya çıktı. Ayrıca yaz aylarında sığ suya dalma gibi spor kazalarında da benzer kırıklar oluşabilmekte. Bu hastalar genellikle kaza yerinde ölürler. Ambulans ve eğitilmiş tıbbi personel sayısındaki artış sonucunda, olay yerinde doğru müdahalede bulunulan; yani boynuna doğru bir boyunluk takılan hastalara, artık hastanelerde ameliyat yapma şansı da ortaya çıkmıştır.

Tabii bu kırıklarda omurilik ve sinirlerde zedelenme olması hastanın durumunu ağırlaştırmaktadır. Bu yüzden siz siz olun, bu kırıkları tedavi eden ekipteki ortopedistlerin yanında mutlaka tecrübeli bir beyin cerrahı olmasını şart koşun. Ancak üst boyun omurgalarındaki, yani başla boynun birleştiği bölgedeki kırıklara; ancak çok deneyimli ellerde cerrahi uygulanabilmektedir. Hatta başla beynin birleştiği bölgedeki kırıklardaki kimi ameliyatlar dünyada ilk kez benim tarafımdan yapılabilmiştir: Benim için ilk değil ama dünyada bir ilk.

Design your blog - select from dozens of ready-made templates or make your own; simply “point & click” - Click here

Likes

Comments

Gelişmiş sağlık hizmetlerine ve araç-trafik güvenlik önlemlerine bağlı olarak trafik kazalarında ölümler azalsa da, taşıma araçlarının hızlarının giderek artması sonucunda özellikle omurga kırıkları arttı. Ortalama insan yaşamının artması sonucun bu kazaların kurbanları arasında ileri yaşlardaki hastalar da olabiliyor. İleri yaşlarda, özellikle kadınlarda görülen kemik erimesi ya da tıbbi adı ile “osteoporoz”da bel kırığı nedenidir.

Eğer bu kırıklar, yaşlı insanlardaki kemik erimesine bağlı olarak ve çok basit düşmelerle ortaya çıktılarsa; beyin cerrahı tarafından tam kapalı ameliyatlarla yani kemiğin içinde bir balon şişirilip düzeltilmesi ardından kemiğin içine kemik çimentosu doldurularak, yani tıbbi tabiriyle “kifoplasti“ veya “vertebroplasti” ile tamir etmek mümkündür. Ancak unutulmaması gereken nokta, bu tip ameliyatların kırığa yol açan olaydan sonraki ilk birkaç ay içinde yapılması gerektiğidir, bu yüzden en iyi beyin cerrahı arayışınızı hızlandırmanız gerekir.. Eski yöntemleri alçıya aldık!

Söz konusu kemik kırıklarında omurilik ve sinirlerde beyin tümörü ameliyatı de zedelenme olması, hastanın durumunu ağırlaştırabilmektedir. Bu yüzden siz siz olun, bu kırıkları tedavi eden ekipteki ortopedistlerin yanında mutlaka tecrübeli bir beyin cerrahı hocasının olmasını şart koşun. Kimi zaman ağır ve parçalanmış omurga kırıklarında hastaların bir an önce ayağa kaldırılmaları gerektiği için; kaçınılmaz olarak doktorlar arasındaki deyimiyle “füzyon ameliyatı”, “enstrümentasyon ameliyatı”, halk arasındaki deyimiyle ise “platin ameliyatı” yapılması gerekmektedir. Bel kemikleri ile beraber kalça ve kuyruk sokumu kemiğinde de kırılma olan hastaların ise Ankara beyin cerrahi camiasında da muhakkak deneyimli ekipler tarafından ameliyat edilmeleri gerekmektedir.

Halk arasındaki kireçlenme tabiri, doktorların gözüyle yeni kemik oluşumları veya “osteofit” lerdir. Peki niye ortaya çıkar bu yeni kemik oluşumları? Bunlar omurgalar arasındaki aşırı hareketliliğin ortaya çıkardığı ağrıya, doğanın bulduğu bir çözümdür. Yani doğa modern tıbbın vida ve çubuklarla kemikleri kaynatmasına, yani doktorlar arasındaki deyimiyle “füzyon ameliyatı, enstrümentasyon”, halk arasındaki deyimiyle “platin ameliyatı”na benzer bir çözüm bulmaya çalışmaktadır. Kimi zaman vücuttaki kalsiyum oranını ayarlayan sistemlerin bozulmasıyla da, benzer aşırı kemikleşmeler ortaya çıkabilir.

Ancak bu yeni kemik oluşumları sinirleri sıkıştırarak “kanal daralması” ya da “bel fıtığı”na benzer yakınmaları da ortaya çıkarabilmektedir. Sonuçta bu kemiklerin temizlenmesinden, yani ameliyattan başka bir çare bulunmamaktadır. Tabii ki yapılması gereken ameliyat aynı bel fıtığı ameliyatı veya boyun fıtığı ameliyatı konusunda olduğu gibi; kimi zaman basit kapalı ameliyatlardan, kimi zaman açık ve karmaşık ameliyatlara kadar değişebilmekte; yani bazen hastaya platin ameliyatı yapılması da gerekebilmektedir.

Listezis veya spondilolistezis te denen bel kayması kavramı ile kastedilen beldeki omurların diziliminin bozulması, yani adı üstünde; bir omurga kemiğinin diğerlerine göre öne veya arkaya kaymış olmasıdır. Bel kayması hastalarında belin hareketliliği bozulduğu için, yani tıbbi deyimi ile instabilite geliştiği için hareketlerle artan bel ağrıları vardır. Söz konusu hastalarda belde kayma çocukluktan beri süre gelebileceği gibi, beldeki bir kırılmaya bağlı da olabilir. Tabii ki bu hastaların aşırı kilosu olması ve ağır işlerde çalışıyor olmaları da olayın üstüne tuz biber ekecektir.

Hastanın sadece MR ile değerlendirilmesi özellikle bu hastalarda yeterli olmaz, mutlaka ayakta iken eğilip-doğrulurken çekilen röntgen filmlerinin yani hareketli filmlerin ve bilgisayarlı tomografinin (BT) çekilmesi gerekir. Bu yöntemler sayesindedir ki, beldeki kaymaya yol açan kemik yapı sorunu tam olarak anlaşılıp tedavi planı yapılabilir. Ancak maalesef bu hastalardaki en etkili tedavi yöntemi, beyin cerrahı Ankara şehrinde de olsa; doktorlar arasındaki deyimiyle “füzyon, enstrümentasyon”, halk arasındaki deyimiyle ise “platin ameliyatı”dır.

Likes

Comments

İnsanın elini, kolunu, bacağını hareket ettirmesini sağlayan emirler beyninden bu bölgelere sinirlerle taşınır. Tabii ki bu sinirler vücudun içinde yol alırken kemiklerin, kasların yanından geçerler. İşte buralarda çeşitli nedenlerle ezilmeye maruz kalırlarsa, yani sinir sıkışması olursa; taşıdıkları sinyallerde aksama olur. Adeta bir kablo veya hortum ezildiğinde, elektriksel iletimde bozukluk olması gibi, söz konusu sinir sıkışması uyuşma-karıncalanma-hissizleşme diye adlandırılan duyu bozukluklarına, ağrıya ve en sonunda da felç dediğimiz güçsüzlüğe yol açar.

Fizik tedavi ile geçmeyen sinir sıkışmasının en başarılı tedavisi ise basitçe siniri sıkıştığı yerden kurtarmaktır ve bu ancak beyin cerrahı tarafından yapılabilecek bir iştir. Tabii ki sinirin tam olarak sıkıştığı yeri deneyimli ellerde yapılan elektriksel ölçümler yani EMG ve MR Nörografi gibi ileri teknoloji gerektiren yöntemlerle saptadıktan sonra.

Peki Karpal Tünel Sendromu nedir? Karpal tünel insanın el bileğinde görülebilen sinir sıkışmaları arasında en sık rastlananıdır. Eskiden oymacılık, örgü gibi işlerle uğraşanlarda görülen bu hastalığın yaygınlaşmasına klavye ve mouse kullanımı da yol açmaktadır. Bu hastalığın şeker, romatizma, tiroid hastalarında ve gebelik sırasında daha fazla görüldüğünü de biliyoruz.

Şikayetler daha çok geceleri ortaya çıkar. Gelip geçici olan ilk belirtiler parmaklarda ağrı, sızlama ve uyuşma iken; ilerleyen zamanla devamlı hale gelip, kuvvet kaybı ile birlikte el kaslarında incelme de ortaya çıkabilir. Bu aşamada eşyaları taşıma ve tutmada zorlanma ya da elinden düşürüp kırma gibi şikayetler de ortaya çıkabilir.

Bu hastalara merhemler ve gece kullanılan bileklikler yardımcı olabilir. Gün içinde el ve dirsek eklemlerinizi dairesel egzersizler ile rahatlatın, tek elinizle ağır cisimleri kaldırmaya çalışmayın, bilgisayarda çalışırken bilek ve dirseğin altına yumuşak yastıkçıklar koyun. Daha sonra eğer yaptıracağınız fizik tedavi de yararlı olmazsa, ameliyat olmanız gerekebilir. En iyi beyin cerrahı arayışınız sırasındaki kriterler, bel fıtığı ameliyatı veya boyun fıtığı ameliyatı veya beyin ameliyatı veya beyin tümörü ameliyatı için Ankara beyin cerrahı arayanlarınkinden pek de farklı değildir.

Ameliyat oldunuz ama ağrılarınız geçmedi mi? Hay Allah! Aslında “Bel veya boyun ameliyat sonrası ağrılarım geçmedi” diyorsanız, ilk önce kendinize şu soruyu sormalısınız: “Ameliyattan önceki ağrılarım yüzde kaç azaldı?” Bu sayı 60 ve üzeri ise size başarılı bir ameliyat yapılmış demektir. Eminim cerrahınız zaten size bir mucize beklememeniz gerektiğini söylemiştir.

Eğer bu sayı 60 altında ise, o zaman da şu soruyu sormalısınız: “Ben cerrahımın önerilerine uydum mu?” Eğer diyet önerildi ama yapmadıysanız, veya size önerilen egzersizleri yapmayı bıraktıysanız; hemen bunlara başlayın.

Ama bu sorunun cevabı evet ise, o zaman hemen bir fizik tedavi uzmanı ile görüşüp onun önerdiği tedaviyi yaptırın. Bu tedavi bittikten bir ay sonra hala durumunuzdan memnun değilseniz, işte o zaman tecrübeli bir cerrah aramanın zamanı gelmiş demektir.

Peki Piriformis Sendromu nedir? Bel fıtığı ya da lomber disk hernileri ile en sık karıştırılan hastalıkların bir diğeri ise piriformis sendromu adını alan hastalık, yani belden geçip bacağa gitmekte olan siyatik sinirinin kalça kasları arasında sıkışmasıdır. Beyin cerrahı bu hastalıktan ancak detaylı bir muayene sırasında şüphelenebilir. Eğer böyle esaslı bir muayene yapılmadan apar topar, kimi zaman sadece MR filmine bakarak ameliyat kararı verilmişse, sözünü ettiğimiz piriformis sendromunun gözden kaçırılması kaçınılmazdır.

Beyin cerrahı bu şüphesini doğrulamak için özel bir manyetik rezonans incelemesi yani MR Nörografi yaptırması gerekir. Bu tetkik ise maalesef ancak gelişmiş makinalarla ve özel deneyimi olan merkezlerde yapılabilmektedir. Eğer tanı doğrulanırsa, yapılması gereken işlem ise yine ancak çok deneyimli ellerde yapılabilir.

Peki ağrı nasıl ölçülür? Ağrı ateş ölçer gibi, nabız veya tansiyon ölçer gibi ölçülemiyor ne yazık ki. Deney hayvanlarında ölçebiliyoruz gerçi, ama insanın ağrısını henüz ölçemiyoruz. Ağrı çok kişisel bir şey: “Ağrıyı çeken bilir” sözü çok önemli bir tespit. Doktor olarak, hastaya empati yapabilirim yani ağrısını hissedebilirim, ıstırabına ortak olabilirim ama aslında ağrıyı ölçebilmem de gerekiyor.

İşte bunun için kullanılabilen birtakım uluslararası düzeyde geçerliliği olan ölçekler var. Hastaya bunların arasından, Türk toplumuna göre uyarlanmış olan birkaç tane form doldurtarak, ağrısını en azından istatistiksel olarak gerçekçi bir şekilde değerlendirebiliyorum. Doktorunuz sizden bir takım formları doldurmanızı istediyse, bilin ki bunu kendi iyiliği için değil; sizin iyiliğiniz için istiyor.

Likes

Comments

Ülkemizin de 1948’den beri üye olduğu Dünya Sağlık Örgütü’nün 1980’li yıllardaki temel prensibi “yaşama yıllar katın” iken, yani amaç insan yaşamını mümkün olduğunca uzatmak iken; 2000’li yıllardaki bu hedef “yıllara yaşam katın” olarak değiştirilmiş, yani uzayan insan yaşamının kaliteli olmasını sağlamak ve yaşam kalitesi artırmak hedeflenmiştir. Gerçekten de, günümüzde bir çok insanın hedefi aynıdır: Sağlıklı bir yaşlılık.

Bizim de beyin cerrahı olarak, yaptığımız ameliyat planlarında ister bel fıtığı ameliyatı, ister boyun fıtığı ameliyatı, isterse beyin ameliyatı olsun; hastanın tedavi edilmesi kadar; ameliyattan sonraki yaşamlarını insan onuruna uygun ve aktif bir şekilde geçirebilmeleri de göz önüne alınmaktadır. Kimi zaman beyin tümörü ameliyatlarında, beyin tümörünün hepsini çıkarmak gibi iddialardan bu yüzden kaçınıyoruz; yani gerekirse hastayı tekrar tekrar ameliyat ederiz ama yeter ki yaşam tarzına önemli bir kötü etkide bulunmayalım. Yani “kaş yaparken göz çıkarmamak” gerekiyor.

Sizce belediyeler kaçak kat çıkılmış binaları niye yıkıyorlar? Yıkılıp ta içindeki insanlara zarar vermesin diye, değil mi? Veya minibüslere niye ayakta yolcu aldırmıyor trafik polisleri? Fren yaptığında durabilsin, kan dökülmesin diye değil mi? İşte doktorunuz da sizin fazla kilo sahibi, şişman veya tıbbi adı ile obez olduğunuz veya kilo sorunu sahibi olduğunuz için bu kiloların ne kadarından kurtulmanız gerektiğini söyledi ise, başınıza daha kötü durumlar gelmesin diye söyledi.

Henüz bu konuda yasal yaptırımlar yok, ama aklı başında bir insanın bu uyarıyı sanki yasal bir uyarı-ilahi bir mesaj gibi ciddiye alması gerekir. Artık diyet mi yaparsınız, spor mu yaparsınız... Ama bir önlem almazsanız inanın çok pişman olacaksınız, hem de çok! Şişman ve sağlıklı ve yaşlı bir insan sadece bir şehir efsanesi. Bu üçü bir arada olamıyor. Tek başınıza kilo vermeyi başaramıyorsanız, mutlaka bir uzman yardımı alın. Sırasıyla söylüyorum; diyetisyen, metabolizma uzmanı bir doktor, obezite cerrahı. Unutmayın en erken ve en kolay tanı konabilen hastalık, şişmanlıktır... Ancak tedavisi de bir o kadar zordur, sizi ancak kendiniz tedavi edebilirsiniz. Eline sağlık ama beline zarar...

Spor, sağlık için şart. Bunu biliyoruz. Peki ama hangi spor ve nasıl spor yapmalı? Bu çok önemli bir soru! Eğer uzun bir spor geçmişiniz yoksa, bir yakınızın tavsiyesi ile veya kafanıza göre spora başlarsanız; yarardan çok zarar göreceğinizi bilin. Futbol, basketbol, tenis, voleybol gibi ağır sporlar; zaten belli bir yaştan sonra ancak elit sporculara göre işler. Aman ha çivi çiviyi söker diye kendinizi zorlamayın.

En yararlı spor olduğu söylenen yüzme bile, eğer düzgün bir stille yüzemiyorsanız; yani düzgün bir yüzme eğitimi almadıysanız en azından boynunuza zarar verecektir. Ya da herhangi bir spor salonundaki, eğitiminin ne olduğu belirsiz bir spor koçunun sizi zarar görünceye kadar zorlayabileceğini hiç unutmayın.

Eğer doktorunuz size egzersiz önerdi ise, bu egzersizleri başlangıçta mutlaka fizyoterapist eşliğinde öğrenin ve onların tavsiyelerinin dışına asla çıkmayın. Zararın neresinden dönülse kardır... Diğer tüm doktorlar gibi, Ankara beyin cerrahi omurga uzmanları da; egzersiz önemini sürekli vurgulamaktadırlar. Gerçekten size uygun olanlar arasından seçilmiş egzersiz ağrılarınızı azaltabilir, hatta hızlı ve belirgin iyileşme bile sağlayıp sizi tekrarlayan ağrılara karşı korur. Egzersizlerinizi evde, çok az teknik ekipmanla yapabilmek için; öncelikle hangi egzersiz yapılmalı karar verecek ve bu hareketleri düzenleyecek bir fizik tedavi uzmanı veya fizyoterapist bulmalı ve kendisiyle iyi bir iletişim kurmalısınız. Ameliyat sonrasında bile, basit esneme hareketlerinden başlayarak hareket aralığı kademeli ve dikkatli bir şekilde arttırılacak; egzersizlere ağrının yeniden başlamadığı noktaya kadar devam edilecektir.

en iyi beyin cerrahı

Likes

Comments

Bir insanın ameliyat edilebilmesi için yani ameliyat sırasında insanın ağrı duymasını engellemek için anestezi yapılır. Modern ilaçlar sayesindedir ki narkoz tehlikesi günümüzde kabul edilebilir düzeylere inmiştir. Genel anestezi hastanın uyutulması anlamına gelmektedir. Anestezi uzmanının kararına göre derinliği ayarlanan bu uyku esnasında; hastanın nefes alması için boğazına bir tüp yerleştirilir, yani entübasyon yapılır. İşte bu yüzden anesteziden çıkan, yani ameliyat bitip te uyandırılan hastanın boğazında birkaç gün rahatsızlık hissi oluşabilir.

Lokal anestezi ise, basit ve kısa süreli bir takım ameliyatların yapılabilmesi için hastanın ameliyat edilecek olan vücut bölgesinin uyuşturulması anlamına gelmektedir. Bu sayededir ki pek çok ameliyat günümüzde günü birlik işlemler olarak yapılabilmekte, yani hasta aynı gün içinde normal yaşantısına dönebilmektedir.

Kimi tanısal veya tedavi amaçlı basit ve tehlikesiz girişimlerde ise hastanın bir yeri kesilmemekte, ağrı oluşturulmamakta ama hasta yine de rahatsızlık duyabilmektedir. Kişinin yaşam kalitesini düşürmemek açısından bu tip işlemler artık sedasyon altında, yani hasta sakinleştirilerek yapılmaktadır.

Peki ameliyat komplikasyonu nedir? Komplikasyon basitçe terslik demektir. Yani işlerin ters gitmesi demektir. Aslında sadece bir şanssızlıktır. Yoksa beklenmeyen bir şey değildir. Hiçbir ameliyat komplikasyonsuz değildir. Bunların yıllar içinde hesaplanmış olan, ortaya çıkma ihtimalleri yüzde olarak bilinmektedir. Zaten ister beyin ameliyatı olun, ister boyun fıtığı ameliyatı olun, ister bel fıtığı ameliyatı olun ya da beyin tümörü ameliyatı olun; cerrahınız sizi ameliyattan önce, sizden “bilgilendirilmiş onam” alırken, bu komplikasyonların tümünden bahsetmiştir.

Komplikasyon cerrahın bir beceriksizliği demek değildir. Dünyanın en tecrübeli beyin cerrahı da olsa, komplikasyon olabilir. Önemli olan, yani cerrahın tecrübesini konuşturduğu yer; komplikasyon olduğunda ne gibi bir önlem alacağını veya ne gibi bir tedavi uygulayacağını bilmesidir. Çünkü hayatın her alanında olduğu gibi; cerrahide de tehlikeyi erkenden fark edenler, riski düşürecek önlemleri zamanında alabilirler. Hatta risk gerçekleştiğinde gerekecek olan kurtarma planları ve teçhizatları da hazırdır.

Mesela BOS fistülü, BOS sızması nedir? Beyin ameliyatı olsun, bel ameliyatı veya boyun fıtığı ameliyatı olsun; beyin cerrahı tarafından ameliyat edilen bir hastanın başına en sık gelebilecek sıkıntı ya da tıbbi adı ile “komplikasyon”; “beyin omurilik sıvısı kaçağı”, “BOS kaçağı”, “BOS sızması”, “beyin omurilik sıvısı sızması” ya da tıbbi adı ile “beyin omurilik sıvısı fistülü”, ”BOS fistülü” denen durumdur. Bu durum, hastanın dikişlerinin arasından berrak renkli bir suyun akmaya başlaması ve bu akışın artarak devam etmesi anlamına gelir. Akan su aslında beyin omurilik sıvısı, BOS sıvısıdır.

En iyi beyin cerrahı bu terslik durumunda söz konusu olan tehlikeleri ve ne yapılması gerektiğini tabii ki bilir ve gereğini yapar. Hastaya daha kuvvetli antibiyotikler verir, yarasına yeniden dikiş atar, hastanın beline beyin omurilik sıvısını yani BOS boşaltmak için ince bir borucuk yani kateter takar veya hastayı yeniden ameliyata alır; ama emin olun gerekenin en doğrusunu yapar.


Bir soru daha sorulabilir, “Peki tekrar ameliyat olmam gerekebilir mi?” Evet, böyle bir ihtimal gerçekten de var. Tekrar ameliyat olmanız yan ikinci ameliyat yapılması gerekebilir. Böyle bir durumun çeşitli nedenleri olabilir. Mesela, eğer cerrahınızın ameliyattan sonra sizden mutlaka uymanızı istediği kuralları hiçe sayarsanız, ameliyatınızın başarılı olma şansını sıfırlayabilirsiniz ve tekrar ameliyat olmanız gerekir. Buna doktorlar, “nüks”derler. Örneğin bel fıtığı ameliyatı sonrası nüks oranı %5-10 arasında değişmektedir ve bu oran maalesef tüm cerrahi yöntemlerde aynıdır. Aynı disk aralığında ancak ameliyat edilen tarafın karşı tarafında ortaya çıkan veya bir diğer disk aralığında olan bel fıtığı nüks demek değildir. Bu yeni bir bel fıtığı demektir ve nüks olarak adlandırılmaz. Diğer disklerin zamanla bozulması ve yeni bir bel fıtığının ortaya çıkması sık rastlanabilen bir durumdur.

Likes

Comments