Ülkemizin de 1948’den beri üye olduğu Dünya Sağlık Örgütü’nün 1980’li yıllardaki temel prensibi “yaşama yıllar katın” iken, yani amaç insan yaşamını mümkün olduğunca uzatmak iken; 2000’li yıllardaki bu hedef “yıllara yaşam katın” olarak değiştirilmiş, yani uzayan insan yaşamının kaliteli olmasını sağlamak ve yaşam kalitesi artırmak hedeflenmiştir. Gerçekten de, günümüzde bir çok insanın hedefi aynıdır: Sağlıklı bir yaşlılık.

Bizim de beyin cerrahı olarak, yaptığımız ameliyat planlarında ister bel fıtığı ameliyatı, ister boyun fıtığı ameliyatı, isterse beyin ameliyatı olsun; hastanın tedavi edilmesi kadar; ameliyattan sonraki yaşamlarını insan onuruna uygun ve aktif bir şekilde geçirebilmeleri de göz önüne alınmaktadır. Kimi zaman beyin tümörü ameliyatlarında, beyin tümörünün hepsini çıkarmak gibi iddialardan bu yüzden kaçınıyoruz; yani gerekirse hastayı tekrar tekrar ameliyat ederiz ama yeter ki yaşam tarzına önemli bir kötü etkide bulunmayalım. Yani “kaş yaparken göz çıkarmamak” gerekiyor.

Sizce belediyeler kaçak kat çıkılmış binaları niye yıkıyorlar? Yıkılıp ta içindeki insanlara zarar vermesin diye, değil mi? Veya minibüslere niye ayakta yolcu aldırmıyor trafik polisleri? Fren yaptığında durabilsin, kan dökülmesin diye değil mi? İşte doktorunuz da sizin fazla kilo sahibi, şişman veya tıbbi adı ile obez olduğunuz veya kilo sorunu sahibi olduğunuz için bu kiloların ne kadarından kurtulmanız gerektiğini söyledi ise, başınıza daha kötü durumlar gelmesin diye söyledi.

Henüz bu konuda yasal yaptırımlar yok, ama aklı başında bir insanın bu uyarıyı sanki yasal bir uyarı-ilahi bir mesaj gibi ciddiye alması gerekir. Artık diyet mi yaparsınız, spor mu yaparsınız... Ama bir önlem almazsanız inanın çok pişman olacaksınız, hem de çok! Şişman ve sağlıklı ve yaşlı bir insan sadece bir şehir efsanesi. Bu üçü bir arada olamıyor. Tek başınıza kilo vermeyi başaramıyorsanız, mutlaka bir uzman yardımı alın. Sırasıyla söylüyorum; diyetisyen, metabolizma uzmanı bir doktor, obezite cerrahı. Unutmayın en erken ve en kolay tanı konabilen hastalık, şişmanlıktır... Ancak tedavisi de bir o kadar zordur, sizi ancak kendiniz tedavi edebilirsiniz. Eline sağlık ama beline zarar...

Spor, sağlık için şart. Bunu biliyoruz. Peki ama hangi spor ve nasıl spor yapmalı? Bu çok önemli bir soru! Eğer uzun bir spor geçmişiniz yoksa, bir yakınızın tavsiyesi ile veya kafanıza göre spora başlarsanız; yarardan çok zarar göreceğinizi bilin. Futbol, basketbol, tenis, voleybol gibi ağır sporlar; zaten belli bir yaştan sonra ancak elit sporculara göre işler. Aman ha çivi çiviyi söker diye kendinizi zorlamayın.

En yararlı spor olduğu söylenen yüzme bile, eğer düzgün bir stille yüzemiyorsanız; yani düzgün bir yüzme eğitimi almadıysanız en azından boynunuza zarar verecektir. Ya da herhangi bir spor salonundaki, eğitiminin ne olduğu belirsiz bir spor koçunun sizi zarar görünceye kadar zorlayabileceğini hiç unutmayın.

Eğer doktorunuz size egzersiz önerdi ise, bu egzersizleri başlangıçta mutlaka fizyoterapist eşliğinde öğrenin ve onların tavsiyelerinin dışına asla çıkmayın. Zararın neresinden dönülse kardır... Diğer tüm doktorlar gibi, Ankara beyin cerrahi omurga uzmanları da; egzersiz önemini sürekli vurgulamaktadırlar. Gerçekten size uygun olanlar arasından seçilmiş egzersiz ağrılarınızı azaltabilir, hatta hızlı ve belirgin iyileşme bile sağlayıp sizi tekrarlayan ağrılara karşı korur. Egzersizlerinizi evde, çok az teknik ekipmanla yapabilmek için; öncelikle hangi egzersiz yapılmalı karar verecek ve bu hareketleri düzenleyecek bir fizik tedavi uzmanı veya fizyoterapist bulmalı ve kendisiyle iyi bir iletişim kurmalısınız. Ameliyat sonrasında bile, basit esneme hareketlerinden başlayarak hareket aralığı kademeli ve dikkatli bir şekilde arttırılacak; egzersizlere ağrının yeniden başlamadığı noktaya kadar devam edilecektir.

en iyi beyin cerrahı

Likes

Comments

Bir insanın ameliyat edilebilmesi için yani ameliyat sırasında insanın ağrı duymasını engellemek için anestezi yapılır. Modern ilaçlar sayesindedir ki narkoz tehlikesi günümüzde kabul edilebilir düzeylere inmiştir. Genel anestezi hastanın uyutulması anlamına gelmektedir. Anestezi uzmanının kararına göre derinliği ayarlanan bu uyku esnasında; hastanın nefes alması için boğazına bir tüp yerleştirilir, yani entübasyon yapılır. İşte bu yüzden anesteziden çıkan, yani ameliyat bitip te uyandırılan hastanın boğazında birkaç gün rahatsızlık hissi oluşabilir.

Lokal anestezi ise, basit ve kısa süreli bir takım ameliyatların yapılabilmesi için hastanın ameliyat edilecek olan vücut bölgesinin uyuşturulması anlamına gelmektedir. Bu sayededir ki pek çok ameliyat günümüzde günü birlik işlemler olarak yapılabilmekte, yani hasta aynı gün içinde normal yaşantısına dönebilmektedir.

Kimi tanısal veya tedavi amaçlı basit ve tehlikesiz girişimlerde ise hastanın bir yeri kesilmemekte, ağrı oluşturulmamakta ama hasta yine de rahatsızlık duyabilmektedir. Kişinin yaşam kalitesini düşürmemek açısından bu tip işlemler artık sedasyon altında, yani hasta sakinleştirilerek yapılmaktadır.

Peki ameliyat komplikasyonu nedir? Komplikasyon basitçe terslik demektir. Yani işlerin ters gitmesi demektir. Aslında sadece bir şanssızlıktır. Yoksa beklenmeyen bir şey değildir. Hiçbir ameliyat komplikasyonsuz değildir. Bunların yıllar içinde hesaplanmış olan, ortaya çıkma ihtimalleri yüzde olarak bilinmektedir. Zaten ister beyin ameliyatı olun, ister boyun fıtığı ameliyatı olun, ister bel fıtığı ameliyatı olun ya da beyin tümörü ameliyatı olun; cerrahınız sizi ameliyattan önce, sizden “bilgilendirilmiş onam” alırken, bu komplikasyonların tümünden bahsetmiştir.

Komplikasyon cerrahın bir beceriksizliği demek değildir. Dünyanın en tecrübeli beyin cerrahı da olsa, komplikasyon olabilir. Önemli olan, yani cerrahın tecrübesini konuşturduğu yer; komplikasyon olduğunda ne gibi bir önlem alacağını veya ne gibi bir tedavi uygulayacağını bilmesidir. Çünkü hayatın her alanında olduğu gibi; cerrahide de tehlikeyi erkenden fark edenler, riski düşürecek önlemleri zamanında alabilirler. Hatta risk gerçekleştiğinde gerekecek olan kurtarma planları ve teçhizatları da hazırdır.

Mesela BOS fistülü, BOS sızması nedir? Beyin ameliyatı olsun, bel ameliyatı veya boyun fıtığı ameliyatı olsun; beyin cerrahı tarafından ameliyat edilen bir hastanın başına en sık gelebilecek sıkıntı ya da tıbbi adı ile “komplikasyon”; “beyin omurilik sıvısı kaçağı”, “BOS kaçağı”, “BOS sızması”, “beyin omurilik sıvısı sızması” ya da tıbbi adı ile “beyin omurilik sıvısı fistülü”, ”BOS fistülü” denen durumdur. Bu durum, hastanın dikişlerinin arasından berrak renkli bir suyun akmaya başlaması ve bu akışın artarak devam etmesi anlamına gelir. Akan su aslında beyin omurilik sıvısı, BOS sıvısıdır.

En iyi beyin cerrahı bu terslik durumunda söz konusu olan tehlikeleri ve ne yapılması gerektiğini tabii ki bilir ve gereğini yapar. Hastaya daha kuvvetli antibiyotikler verir, yarasına yeniden dikiş atar, hastanın beline beyin omurilik sıvısını yani BOS boşaltmak için ince bir borucuk yani kateter takar veya hastayı yeniden ameliyata alır; ama emin olun gerekenin en doğrusunu yapar.


Bir soru daha sorulabilir, “Peki tekrar ameliyat olmam gerekebilir mi?” Evet, böyle bir ihtimal gerçekten de var. Tekrar ameliyat olmanız yan ikinci ameliyat yapılması gerekebilir. Böyle bir durumun çeşitli nedenleri olabilir. Mesela, eğer cerrahınızın ameliyattan sonra sizden mutlaka uymanızı istediği kuralları hiçe sayarsanız, ameliyatınızın başarılı olma şansını sıfırlayabilirsiniz ve tekrar ameliyat olmanız gerekir. Buna doktorlar, “nüks”derler. Örneğin bel fıtığı ameliyatı sonrası nüks oranı %5-10 arasında değişmektedir ve bu oran maalesef tüm cerrahi yöntemlerde aynıdır. Aynı disk aralığında ancak ameliyat edilen tarafın karşı tarafında ortaya çıkan veya bir diğer disk aralığında olan bel fıtığı nüks demek değildir. Bu yeni bir bel fıtığı demektir ve nüks olarak adlandırılmaz. Diğer disklerin zamanla bozulması ve yeni bir bel fıtığının ortaya çıkması sık rastlanabilen bir durumdur.

Likes

Comments